...merhaba?

Buraya tıklamak istemen beni duygulandırdı sevgili meraklı okuyucu. PixelArasına hoşgeldin. Kendi küçük alanımda, "aklımda duracağıma internetin ücra bir köşesinde dursun" diyerek giriştiğim küçük bir web sitesi burası. Oyunların şekillendirdiği bir zihin ve çevrenin ürünlerini sıralamaya çalışacağım burada. İçerik ile ilgili daha fazla bilgiye Lore sayfasından ulaşabilirsiniz. Burada siteden değil, kendimden kısaca bahsedeceğim. Eğer başka işlerde kaybolmaz da burayı düzenli tutmayı becerebilirsem, daha da iyi tanışacağız. Hah, burası aslında tam olarak başka işler ile neyi kastediyor olabileceğimi anlayacağınız yer!

Neyim?

İsmim Nedim Gökhan Aydın. Sosyal medya platformlarında "negoay" ya da "Nwgo" şeklinde de görüldüğüm olur. 1992 İstanbul-Şişli doğumluyum ve babam, dedem, onun babası ve dedesi gibi İstanbul'luyum (inandıramıyorum bir türlü...). Çocukluğum (ki bu ömrümün ilk 30 yılı falan) Cihangir'de ve yazları Avşa Adası'nda geçti. Ailemle sonrasında birkaç senelik bir Kasımpaşa maceramız oldu ve sonunda Bakırköy'de bir yere yerleştik. İlkokulumu Fındıklı'da bir yerlerde, lisemi adı son yıllarca epeyce değişmiş Beyoğlu Fındıklı Lisesi'nde, üniversitemi ise (lisans, yükseklisans ve doktora kombosuyla) İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nde tamamladım. Şu anda aynı bölümde Dr. Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya devam ediyorum, kampüste lojmanda kalıyorum.

Kimim?

Aslında bir önceki başlık için bunu düşünmüştüm ama, sonra daha geniş bir konsepte işaret ettiğini fark edip buraya taşıdım. Kimlik noktasında, keza, biraz dallanıp budaklanmış durumdayım.

Hobilerden önce işimden bahsetmem gerekiyor. Lisans tezimden beri jeofizikte "gravite" yöntemi üzerine çalışıyorum. Kısaca özetlemem gerekirse: hassas cihazlarla yerçekimi ivmesindeki değişimleri ölçüp, yeraltındaki yapıların dağılım ve şekillerini modelliyorum. Bu yapılar genellikle madenler, faylar, havzalar ve yeraltı boşlukları oluyor. Son birkaç senedir de bölümümüzde oluşturduğumuz arkeojeofizik ekibi ile çalışıyor, arkeolojik sahalara kazı başkanlarının daveti ile giderek onlara yeraltındaki yapıların konumları ile ilgili bilgiler sağlıyoruz, yayınlar yapıyoruz. Akademik sayfamın linkini sona bırakacağım.

İşimin bana bir ekstrası, sayısal verilerle ve programlama ile çokça haşır neşir olduğumuzdan kodlama konusunda kendimi epeyce geliştirmeme imkân sağlaması oldu. MATLAB dilinde neredeyse 10 senedir çalışıyorum, ve artık bu dilde günlük işlerimin çoğunu rahatlatacak şeyler bile hazırlayabiliyorum. Mesela şu an okuduğunuz satırlar bildiğiniz dümdüz not defteri uygulamasına yazılıyorlar, sonra benim sevgili MATLAB'ım bu metni alıp, formatlı düzenli bir HTML'e dönüştürüyor. Dolayısıyla her şeyin yanında, işimle günlük hayatımı da birleştirdiği için en büyük hobime sanırım program yazma demem gerekiyor.

Onun dışında, ilkokuldan beri müzikle ilgileniyorum; minik bütçelerle (ve akrabaların "al oynarsın" formundaki bağışlarıyla) sürdürebildiğim ilk hobimdir diyebilirim.

Lisede muhteşem üretken bir çevrem olması sayesinde edebiyat alanına da epeyce bulaşmış oldum. Üniversite yıllarımda, en azından doktoranın sonlarına kadar uzunca aralar vermiş olsam da şu an düzenli olarak şiir, öykü, deneme ve bazı ara türlerde yazınlar üretip, çeşitli basılı ve online mecralarda yayınlama imkanı buluyorum. Bunların bazılarına blog içerisinde de yer vermeyi düşünüyorum ileride.

Lojmanda yaşamaya başlamamla birlikte gelen bir diğer hobim de kuş gözlemi oldu. Kuş gözlemi yapan herkes bilir ki, kuş gözlemi yanında DLC'leri ile birlikte geliyor: genişleyerek kelebek, böcek ve bitki gözlemine kadar ilerledi.

Tüm bunların yanında, küçüklüğümden beri bir an olsun ara vermediğim, vermeyi de hiç düşünmediğim bir hobim daha var: oyun oynamak. Bu zaman zaman oyun yapmaya kadar evrildi de; Game Maker ile, RPG Maker ile çokça haşır neşir olduğum dönemler oldu. Fakat bu işin oyun oynamaktan çok daha fazlasını kazandırdığını yıllar ilerledikçe anladım, fark ettim.

Neden?

Çocukluğumdan beri süregelen oyun oynama tutkusu, keşfetme merakı ile birleşince benim hayatımı şekillendiren en önemli etmenlerden biri oldu. Dönüp baktığımda İngilizce'mi, programlama (b)ilgimi, müzik zevklerimi neredeyse tamamen oyunlara borçluyum. Ahriman's Prophecy'i anlayacağım diye yanımda taşıdığım Meydan Larousse sözlük, RPG Maker'ı öğrenmeye çalışırken üye olduğum ve insanlarla konuştuğum forumlar benim bugün algoritma odaklı edebî yazılar üretmeme, OC Remix'te bir parça yayınlamama vesile oldular.

Oyunla büyümek aslında çok fazla şey katabiliyor insana. Benim merakımın da etkisiyle oyunlar bana kendimi geliştirebilmem için çok fazla kapı açtılar. Ama bir diğer etkisi de, farkında olmadan edindiğim bir oyun "kültürümün" olmasıydı. Oyunların teknik kısımlarının yanında hikayeleri, anlatım biçimleri, müzikleri ve birbirleri ile bağlantıları ilgimi çektiğinden bunları da araştırdım. Eski oyunları oynamadan yenilere geçmedim imkanım olsa da. Bu yüzden oyunlarla olan ilişkimi en az 30 yıllık bir süreç olarak tanımlarım.

PixelArası'nın nihai amacı, bu konularda insanlarla yaptığım muhabbetlerin kaybolmaması, ve zaman da yardım eder ise, daha çok insana ulaşması. Lore sayfasında içerik ile ilgili daha çok detay var, ama mevcut vizyonla ilgili şunu söyleyeyim: burada amacım oyun incelemeleri yazmak değil, oyunların etrafını gezinmek, birbiri arasındaki ve insanlarla olan ilişkilerini irdelemek.

Ve sen hala bu sayfayı okumaya devam ediyorsun... Şaşırdım! Ve hoş geldin!

Birtakım bağlantılar:

Sosyal medyadan tutun da bazı yayınlanmış içeriklere kadar her şey burada listelenecek. Bir gün. Mutlaka...